Bedava sitem siteleri youtube videoları
  komik yazılar(1)
 
Arapça Futbol Vaziyyet-ül velvele ve isgal-i cemaatiyye ; Seyircinin sahayı işgali Krampon-ül bela-i şeytan : İyi futbolcu (rakip takımdan) Krampon-ül kabiliyye-i maasallah : İyi futbolcu (bizim takımdan) Mühendis-i kürre-i hümayun : Teknik direktör Gaflet-ü dalaletiye : Kendi kalesine atılan gol Hiyanet-ül vatan-fir kayme : Şike Hakimiyyet-ül kürre : Top kontrolü Krampon-ül deccal-uryan-ül kayb-i kürre : Futbolcunun topu kaybetmesi Serdar-i kuvva-ül kürre : Takım kaptanı Asakir-i milliye-i devleti Osmaniyye : Türk milli takimi Vaziyet-ül madara : Tarihi fark Hezimet-ül yarabbi sükür : Serefli maglubiyet Sut-ul minare : Havadan atılan top Zamane-i yekun-u kürre-i cihad : Topun oyunda kaldığı süre (2 dakika) Zamane-i fuzuliyye: Boşa gecen zaman Biserefiye-i tribün-ül sarih : Açık tribün Cihad-ül kuvva-i milliye : Milli maç Akibet-ül cihad ya seydi : Uzatma dakikaları Vaziyyet-ül hararet : Karambol Seyh-ül divan-ül kürre-i hümayun : Futbol federasyonu başkanı Ulema-i rezil-i rüsva: Spor yazarı (veya skoru yazan) Cihad-ül reis-i cumhuriyye: Cumhurbaşkanlığı kupası Cihad-ül vezir-i azam: Başbakanlık kupası Vaziyyet-ül kalaba ve istif ül balik-i numerra: Numaralı tribün Muhafazzar-i kal'a: Kaleci Asakir-i muhafazza-ül satih : Defans oyuncusu Veled-i rüzigar: Kanat oyuncusu Asakir-i saha-ül merkeziyye: Orta saha oyuncusu Cihad-i vallah-ül azim: Kavga Müfreze-i krampon-ül bomba: Golcüler Reis-ül tekke-yi kurre-i hümayuniyye: Klüp başkanı Gariban-i umumiyye: Taraftar Gariban-i gurbet: Gurbetçi taraftar Mudr-i terbiyye-i bedeniyye ya sehr-i Istanbul: İstanbul GSGM genel müdürü Defterdar-i cihad-ül kürriye: Hakem Sancaktar-i hatt-ül saha: Yan hakem Sur-ül düttürü: Hakem düdüğü Sükun-u mahser: Yenilen gol sonrası sessizlik İsyan-i garibaniyye: Kötü tezahürat Tezahür-ü cümle-i cemaat: Toplu tezahürat Reis-i imam-i cemaatiyye: Amigo Ceza-i serriye aman yarabbi: Penaltı Vaziyyet-ül hüzzam velakin Allahüm Rabbena ve Insallah vaziyet-i zafer-i kuvva-i aliye sehr-i Istanbuliyye : 1 gol İstanbul' da turu getirir mi ? La havle ve la kuvveten: Yenilen gol Alllaaaaaahhhh: Atılan gol Darbe-i müstehcen: Faul Taaruz-u aleyküm selam: Kontra atak Cenazi-i mefta-i kürre: Ölü top Sut-ul hürriyet: Frikik Taaruz-u fevkal beser: Mükemmel atak Ferman-i kehribar: Sari kart Ferman-i ahmer: Kirmizi kart Taaruz-ul hasbinallah: Ofsayt Kabe-i hürriye-i hümayuniyyeh sahane: Stadyum Divan-i krampon-ül deccal-i üryan-ül mafis kaabiliyet: Yedek kulübesi Hareket-ül rabiya-il kusuriyye: 9 kusurlu hareket Darbe-i mabad: Teknik direktörün kovulmasi İblis-i vesvese: Basın Harabet-i kürre-i feza: Hava topu Cinsiye-i defterdar-i cihatül kürriye na mümkün: İbne hakem Krampon-ül deccal-u uryan: Futbolcu Akibet-ül hüzzam : Elenme Babadan Dursun'a Mektup Uy sevgili uşağum Dursun, Allah'ın selamı üstine olsin... Mektubu çok yavaş yazayrum, çünkim bilirum, çabuk okuyamazsun ! Benden yana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyüm, yeni pir iş puldum. Emrimde yüze yakın adam var, hepsi de sessüz sedasuz, kendi hallerinde. Ne iş pulduğumu soraysan söyleyeceğum patlama, mezarluk pekçisi oldum. Bacin Emine bir uşak doğuracak, daha erkek midur, kiz midur, pelli değül. Haçan o yüzden sağa dayi mi oldin, teyze mi oldin söyleyemeyrum. Temel emicen de tükan açtı, o da otuza aldigini yirmipeşe verir, sürümden kazaniyormuş öyle dedi. Bizim köye findukçularin Temel'i muhtar sectuk, akillu usak da! Geçen gün hepimizi zelzeleye karşi aşi etturdu. Temel akilludur, hem de durusttur.. Geçenlerde bir taksinin şoforu köye varmış, muhtari arayu, meğer yolda pir tavuk ezmuş sahibini soraymuş. Muhtar Temel tavuğa pakmış, ha pu bizden değildur, pizum köyde yassu tavuk yoktur, demiş. Senin küçüğün Memet cok akilli bir uşak çıktı. Geçen gün tepeye varmiş, elinde bir ip sallayup duriy. Anan, “Uy uşağum ne edeysun orada ?” demiş. O da hava turumuna bakayrum demiş. Çektum oni akşam karşuma, anlat pakayum şu hava turumu işinu dedim. Anlatti, meğer ip sallanunca havanin rüzgarli olduğuni, ip islaninca da yağmur yağdiğuni anlaymiş. Çok akilli uşak vesselam. Sen o yaşta böyle akilli degildun! Yaa işte boyle usağum.. Memleçetten sağa pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine yazarum.. Baki Hudaya emanet ol. Baban Not: Mektupa para koyacaktum, ama geç aklima celdi, zarfi kapatmişum ! Bilgisayarın Cinsiyeti Amerika'da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış... Kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar. "Çünkü" demişler, "bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz...." Erkekler tabii tam ters görüşte... "Bilgisayar dişidir" diyorlar, "çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii... Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu da üüüççç...." Şu Amerikalılar Amerika'da yaşayan bir Türk’den gelen mesaj : Bütün arkadaşlara merhaba.... Bugüne kadar şahit olduğum olaylar aklıma başlıkda belirttiğim soruyu getirdi. Bazı olayları size de anlatıyorum, bu konuda herkes kendi kararını vermekte özgürdür. Amerikalıların Kafatasının İçinde Ne Var? En son başıma gelen hadiseden başlayayım. Dün (2 Ekim Cumartesi) sabah 9`da, AT&T adlı dünyaca meşhur telefon firmasından aradılar. "Bize üye olmak ister misiniz?" dediler. (Burada telefon şirketini kendin belirliyorsun, Türkiye`deki gibi tek şirketin yani Türk Telekom`un tekeli yok) Ben, "Türkiye`yi aramanın dakikası kaça?" dedim, telefondaki "45 cent" dedi. "Ben, 10 dakikalık görüşmeyi 2$`a yapıyorum" dedim. "İyi ya, bizimkisi 2$ değil 45 cent" dedi. "Bak kardeşim, ben 2$`a 10 dakikalık görüşme yapıyorum, anlatamadım mı" dedim. Bana "O zaman dakikasına kaç para veriyorsunuz?" demez mi? Kendi kendime "Al işte, sabah sabah bir gerizakalı Amerikalı daha" dedim. Kendisine kibarca izah ettim: "10 dakika 2$`sa dakikası 20 cent yapar" dedim. Telefondaki beyinsiz "Mümkün değil bu kadar ucuza olamaz, siz işlem hatası yapmışsınızdır" dedi. Kendi kendime "Sen beni Amerikalı mı zannettin ki, 2$`i 10`a bölerken işlem hatası yapayım" dedim ve sabah sabah günaha girmemek için "Kardeşim, sağol , ben sizin şirkete üye olmayacağım" dedim ve kapattım. Geçenlerde Mc Donalds`da 3.01$ tutan borcumu ödemek için 5$ verdim, 1 cent daha verdim. Herif, önce 5$`dan ne kadar para üstü vermesi gerektiğini hesap makinesi ile hesapladı, önce hesap makinesinin gösterdiği 1.99$`i bana bir sürü bozukluk olarak geri verdi, sonra 1 cent daha verdi. Ben "Niye bu kadar bozukluk veriyorsun, direk 2$ kağıt para versene" dedim. Kuş beyinli, bu sefer 5.01`den 3.01`i çıkardı ve hesap makinesinde 2 rakamını görünce bendeki parayı alıp, 2$ verdi. Şimdiye kadar hiçbir mağazada, kasiyerlerin bozuk para ödemek zorunda kaldıklarında bir miktar daha isteyip, bütün para geri çevirebildiklerini görmedim. Mesela hesap 15.25$ tutsa ve siz 20 $ verseniz, size 4 tane 1`lik, 3 tane 25 centlik verirler. Hiçbirisi 1 tane 25 cent alıp, tek bir 5 dolarlık geri çevirmeyi düşünemez / hesap edemez. Büyük bir mağazanın girişine ve raflarına şu uyarıyı asmışlardı: "Mağazamızda gizli kamera sistemi vardır." Daha sonra şunu eklemeyi ihmal etmemişler, malum bu yazıyı okuyan Amerikalılar "Bana ne, ben zaten buraya gizli kamera sistemi almaya gelmedim" diyebilir diye. "Gizli kamera sistemi sayesinde, yapılan hırsızlıkları tespit edebiliyor ve mahkeme önünde delil olarak gösterebiliyoruz." Bir bankanın ATM kartı müracaat formunda şu paragrafın altını imzalamanızı istiyorlar : "5 haneli banka şifremi sayılardan ve harflerden oluşturacağıma, şifrenin tamamında aynı rakamı veya harfi kullanmayacağıma, Q ile 0`ı, 2 ile Z`yi birbirine karıştirmayacağıma..... söz veririm" Anlaşılan bankaya gelen birçok şifre probleminde bunları birbiri yerine kullanıp da unutan o kadar çok insan vardı ki bu paragrafı eklemeye lüzum görmüşler. Şu olayı da bir arkadaştan duydum, gerçek olduğunu söyledi : Kadının, biri evine yeni bir mikrodalga fırın almış. Kadının, bir de çok sevdiği bir kedisi varmış. Birgün kadının, kediyi yıkaması gerekmiş. Tabi kediyi yıkadıktan sonra bir de kurutmak lazım. Aklına bu işi çabucak halledebileceği parlak(!) bir fikir gelmiş. Islak kediyi alıp, mikrodalganın içine koymuş. Tabi zavallı kedi, mikrodalganın kapağı tekrar açıldığında ölü bir şekilde fırının içinde boyluca yatıyormuş. Bu durum karşısında kadın, sevgili kedisini kaybetmenin intikamını almak için mikrodalga üreticisi firmanın aleyhinde yüklü bir tazminat davası açmış. Mahkemenin kararı ise şu: Üretici firma, fırının kullanma kılavuzunda "içinde kedinizi kurutmayınız" yazmadığı için suçludur ve istenen tazminatı ödemekle yükümlüdür. Şu hadiseleri hepiniz duymuşsunuzdur : CD sürücüler Japonya`da üretilip Amerikan piyasasına ilk girdiğinde Amerikalılar`in "Şu Japonlar ne pratik insanlar, kolaylık olsun diye bilgisayarlara 'mug holder' (seramikten yapılan büyük bardaklar ki Amerikalılar kahve ve çorba içmek için çok kullanırlar) ilave etmişler" diyerek bir çok CD sürücünün 'tray' (CD sürücünün CD-ROM koymak için dışarıya çıkan kısmı, CD tepsisi) kısmını içi dolu ağır bardakları koymak suretiyle kırdıklarını; bilgisayarda "Press any key to continue" yazısı çıkınca fellik fellik klavyede 'any' yazılı tuşu aradıklarını duymayan yoktur. İşin tuhafı, galiba Amerikalılar`da salak olduklarının farkında. Birgün Elektromanyetik dersinde çocuklara soru çözerken "Biz, bu dersi 2. sınıfta alıyoruz" dedim (burada son sınıfta okutuluyor). Çocuğun biri daha evvel Türklerle kalmış, onları o kadar zeki bulmuş ki, bana "Ortaokul iki de mi, lise iki de mi?" diye sordu. Ben de "İlkokul ikide" diyecektim de çocukların geri zekalılığını yüzlerine vurmak gibi olmasın diye "Üniversite iki" dedim. Hepinize sevgilerimle... A. B. . Syracuse University Department of Electrical Eng.& Computer Science Geyik Sorular 1-Hangi Eve giren kolay kolay çıkamaz? cevap:Hapishane 2-Hangi bebeğe mama yedirilmez? cevap:Gözbebeği 3-Hangi devlet markalidir? cevap:Danimarka 4-Bülbülü altın kavese koymuşlar ne demiş? cevap:Avukatimi isterim 5-Bir japon ne zaman hoşçakal der? cevap:Türkçeyi öğrendiği zaman 6-En çok çalınan şey nedir? cevap:Zil 7-İzmir'e niçin gideriz? cevap:İzmir bize gelemediği için 8-Çiğnenmeden yenen şey nedir? cevap:Dayak 9-Küçük fincan içi dolu mercan? cevap:Göz 10-Bir kadın araba sürerken hep gülermiş,neden? cevap:Güle Güle kullan demişler de ondan. 11-Kumbaranın büyüğüne ne denir? cevap:Bank 12-Balık neden yüzer? cevap:Yürümeyi bilmediği için 13-Üzerinde at bitmeyen bahçe hangisidir? cevap:Fenerbahce 14-Kuşların palavracısına ne denir? cevap:Atmaca 15-Kuşların acemisine ne denir? cevap:Çaylak 16-Uykuyu çok seven hayvan hangisidir? cevap:Zebre,çünkü pijamalarını hiç çıkarmaz. 17-Uçan sığıra ne denir? cevap:Sığırcık 18-Una kan koyarsak ne olur? cevap:Kanun 19-Dolapların gözleri kapatılmazsa ne olur? cevap:Açıkgöz olur 20-Fazla kızdırmaya gelmeyen ilimiz hangisidir? cevap:Tokat Adamin Biri Adamın biri ata binmeye bayılırmış, binince de bayılmış. Adamın biri işi başından atmış, ayağına düşmüş. Adamın biri kazık yemiş ama tadını beğenmemiş. Adamın biri kazık yemiş ama doymamış. Adamın biri mahkemeye düşmüş, ayağı kırılmış. Adamın biri köpürmüş, karısı da çamaşır yıkamış. Adamın birinin tabağındaki yemek bitmiş, tenceredeki pire. Adamın biri çene çalmış, karakola götürmüşler. Adamın birini karakola g.türmüşler, karaCOLA nın tadını beğenmemiş. Adamın biri kızmış ama ispat edememiş. Adamın birinin gözleri dolarmış, kulakları mark. Adamın ayakları kokmuş, elleri linyit. Adamın gözü dalmış, burnu yaprak. Adamın inadı tutmuş, bir türlü bırakmamış. Adamın evi yanmış, odaları düz. Adamın canı çıkmış, bi daha yerine takamamışlar. Adamın canı sıkılmış, gevşetememişler. Adamın o lafa karnı tokmuş, gözü aç. Adamın saçı kırmış, sakalı çayır. Adam düşmüş, karısı gerçek. Adam gülmüş, karısı lale. Adam yatmış, karısı tekne. Adam sinirliymiş, karısı kemikli. Adam karısına "inek" demiş, birlikte aşağı inmişler. Adam karısının yüzüne bakmamış, doksan dokuzuna bakmış. Adam saat kaç demiş, saat de kaçmış. Adam kafasını toplamış, burnunu bölmüş. Adam bol keseden atmış, dar keseden eşşek. Adam yazmış, karısı kış. Adam donmuş, karısı fanila. Adam şişmiş, karısı tığ. Adam almış, karısı mor. Adam yaymış, karısı halter. Adam basmış, karısı soprano. Adam kazmış, karısı ördek. Adam kurmuş, karısı döviz. Adam bezmiş, karısı kumaş. Adam çekmiş, karısı senet. Adamın kahvesi taşmış, çayı kaya. Adam kartmış, karısı mektup. Adam satmış, karısı RTL. Adamın birinin gözleri yaşlıymış , kulakları genç. Adamın biri güneşte yandı , ayda düz. Adamın biri yolda elli lira bulmuş ama ayaklı lira bulamamış. Adamın birinin uykusu gelmiş içeri almamış. Adamın birinin beli tutulmuş eli kaçmış. Adamın birinin gözü şişti, burnu tığ. Adamın biri televizyona çıkmış birdaha indirememişler. Adamın biri tuvalete yapmış karısıda baloya gidememiş. Adamın biri hakkını aramış meşkul çıkmış. Adamın birinin kafası kızmış vücudu erkek. Adamın birini bi gün salıvermişler; pazartesi almışlar!! Adam karısına "inek" demiş, birlikte aşağı inmişler!! Tipik evli Bir Çift ADAM- Sevgilim bugunlerde cikabilecek miyiz? Hayir hazirlanman birkac yil daha surecekse bu kiyafetlerle cikmayalim. KADIN- Neden? ADAM- Moda degisecek hayatim... Ya da en azindan mevsim degisecek, yazlik kiyafetlerle usumeyelim diyorum. KADIN- Abartma. ADAM- Sen de abartma. Bir bucuk saattir portmantonun aynasinda kendimi seyrediyorum ve sikildim. KADIN- Bir de benim durumumu dusun. Yillardir ayni manzarayi seyrediyorum. ADAM- Ne varmis manzarada? KADIN- Pek kayda deger bir sey yok. Bir burun ve arkadaslari. ADAM- Cok komik... Kadinlarin siradan bir evden cikis hadisesini neden bi kadar ciddiye aldigini anlamiyorum. Sanki bir daha donmeyecegiz. Gidip bir evin bahcesinde kofte yiyecegiz, hepsi bu! KADIN- Ona barbeku partisi deniyor canim. ADAM- Oyle mi? Koftelerin bundan haberi var mi? Yoksa bizim salak kofteler asagilik bir mangalda can vereceklerini mi dusunuyorlar? Halbuki ne kizarmasi, parti kuruyor angutlar haberleri yok. KADIN- Amma konustun ha... Geliyorum tamam. ADAM- Gitmek istemedigim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asil ona yaniyorum. KADIN- Neden gitmek istemiyormussun? ADAM- Cunku kofteleri mangala dizecek olan kisi senin eski sevgilin. KADIN- Yine mi ayni konu? ADAM- Evet ayni konu! KADIN- Askym o yyllar onceydi. ADAM- Ama o yillarda da sevgililer sevisiyordu. KADIN- Eee? ADAM- Ne demek eee? Adamin senin memelerine bakip, siz bir de bunlari benim zamanimda gorecektiniz, diye dusunmesi beni rahatsiz ediyor. KADIN- Kursat'tan adam diye bahsetmen dogru degil. ADAM- Madem bizim icin adam sayilmiyor neden koftesini yemeye gidiyoruz? KADIN- Sevgilim yillardir bu sacma konuyu konusuyoruz. Kursat'la yillar once kisa bir iliskimiz oldu hepsi bu. ADAM- Ne kadar kisa? KADIN- Ne bileyim ben, iki ay filan. ADAM- Memelerini gormesi icin yeterli bir sure. KADIN- Ben sana ilk erkegim oldugunu soyledigimi hatirlamiyorum. ADAM- Iyi de bununla gurur duymasan iyi olur. Eski sevgililerinden bir takim kurma imkânimiz oldugunu biliyoruz. KADIN- Kabalasma! ADAM- Peki inceltelim. En azindan basketbol takimi kurabiliriz, yedeklerle beraber tabii. KADIN- Anladim sen hazirda sorun bulamadin, yaratmaya calisiyorsun. ADAM- Hayir. Sadece insanlarin ayrildiklari insanlarla surekli bulusup gorusmesini anlamiyorum. "Tanistirayim yeni sevgilim, eski sevgilim, bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi, bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi... Ne guzel degil mi? Hepimiz birbirimizin her yerini ezbere biliyoruz!" KADIN- Buna cagdas yasam deniyor iste. ADAM- Nesi cagdas bunun? Biraraya gelmemesi gereken insanlarin toplanip birbirlerine cagdas cagdas gicik olmalarinin ne manasi var? Zira benim Kursat'i sevmem tibben mumkun degil. Ama etraf uyuz olmasin diye ona gulmem hatta belki de kofteleri pisirmesine yardim etmem gerekiyor. Hicbir sey olmamis gibi. Hicbir ortak yanimiz yokmus ya da bir suru ortak yanimiz varmis gibi. KADIN- Son soyledigin cumleyi anlamadim. ADAM- Kursat'la ortak yanlarimiz, ortak yanlarimizi ortaya koyup dost olmamiza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi? KADIN- Hayir anlatamadin. ADAM- Onunla tek ortak yanimiz senin memelerin ve bu ortaklik beni rahatsiz ediyor. KADIN- Surekli memelerimden bahsettiginin farkinda misin? ADAM- Ozur dilerim. Kursat'tan izin almaliydim. Ne de olsa memelerinin uzerinde onun da hakki var! KADIN- Bak butun bu soylediklerini sacmasapan bulmakla beraber, eger bu konuda birisi problem cikaracaksa o Kursat olmali. Cunku o varken sen yoktun! ADAM- Tamam iste ben de bu yuzden onu kofte yemeye cagirmiyorum. KADIN- Acikli olan su... Biz seninle beraber olmaya basladigimiz gunlerde ben onceki iliskilerimi sana uzun uzun anlattim ve sen de buyuk bir anlayisla dinledin. Ama sonucta erkek oldugun icin bana sahip oldugunu hissettigin andan itibaren masken dustu. Tarihime bile sahip cikmaya basladin! Senden once hayatima giren herkesten nefret ediyorsun! ADAM- Ama listede oyle adamlar var ki... KADIN- Kimi kastediyorsun? ADAM- Mesela o cuce olan, neydi adi? KADIN- Takiyettin'i mi diyorsun? ADAM- Evet Takiyettin. Ismi kendinden uzun. Salakliga bak. Bir cucenin adi en fazla Can olmali. Ama kompleks iste. Ailesi uzun gostersin diye dikine cizgili bir isim koymus. Takiyettin! Duyan bir sey sansin diye! KADIN- Aklin sira asagiladigin adam uc kez TUBITAK'tan odul aldi. ADAM- Biliyorum, yilin en kisa boylu bilimadami odulu. KADIN- Herkes senin gibi bicimsel bakmiyor olaylara. ADAM- O da davetli mi? KADIN- Gelir herhalde. Kursat'in iyi arkadasidir. ADAM- Hadi buyrun! Ne bu? Eski sevgililer toplanip kongre mi yapacagiz? KADIN- Kurtat'la beni Takiyettin tanistirmisti zaten. ADAM- Oyle mi? Ne guzel... Ne demisti tanistirirkeng "Kursat benim boyum kisa, memelere yetisemiyorum, sen bir baksana!" KADIN- Sen gercekten cok igrenc bir insansin. ADAM- Asil igrenc olan sensin. Ben birlikte oldugum butun kadinlari toplayip pirzola yapiyor muyum? Iyi biz de toplanalim o zaman. KADIN- Toplanirsaniz haberim olmasin. O kadar besinci sinif kadinin arasinda gorunmem dogru olmaz ! ADAM- Dogru. Benimkilerin arasinda TUBITAK odulu alan yok. Ama hepsi hicbir yardima ihtiyac olmadan ust raftan kitap alabiliyor. KADIN- Bu kadar igrenclik yeter! Geliyor musun gelmiyor musun? ADAM- Bagirmadan konus benimle! KADIN- Ben bagirmiyorum! ADAM- Bagiriyorsun! KADIN- Geliyor musun sen? ADAM- Hayir! Gelmiyorum! KADIN- Sen bilirsin! Ben gidiyorum! ADAM- Sen benim yuzume kapi carpamazsin! Zikkimin kokunu yiyin! Yalniz Kursat'a soyle, benimle ilgisi yok, o memeler benden once sarkmisti! Argo Atasözleri Atasözü : Kuru bok göte yapışmaz Anlamı : Bir kişiye yapmadığı kesinlikle bilinen bir suçu yüklemeye çalışmak boşunadır. Atasözü : Sıçılacak ağız göte yakın gelir: Anlamı : Kişinin ağır hakaret görmesi, kendisinin buna yol açmasından ileri gelir. Atasözü : Osuranın burnuna sıçmalı ki koku ala: Anlamı : Yaptıklarıyla çevresini rahatsız eden kişiyi daha ağır eylemlerle rahatsız etmeli ki davranışının ne denli kötü olduğunu anlasın. Atasözü : Osurukla boya boyanmaz: Anlamı : Yeterli olmayan davranışla bir iş başarılamaz. Atasözü : Koyunun götü bir gün açıksa keçininki her gün açık: Anlamı : Davranışlarını herkesin beğendiği bir kimse bir gün yanlış bir iş yapabilir. Bu her gün yanlış iş yapanınkinin yanında kınanacak bir durum sayılmaz. Atasözü : İt boku acından yer: Anlamı : Kötü, yasadışı yollarla para kazananlar, geçimini sağlamak için başka yol bulamamamışlardır. Atasözü : Göte yakın yerden et yememeli: Anlamı : Bir sakınca doğurabilecek işe girişilmemeli. Atasözü : Bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da: Anlamı : Aynı aileden iyi insan da yetişir, kötü insan da. Atasözü : Açık göte herkes tükürür: Anlamı : Utanç verici, iğrendirici davranışları herkes tiksintiyle karşılar. Atasözü : Adam olacak çocuk bokundan belli olur: Anlamı : Bir kişinin yeni başladığı işte ilerleyip ilerleyemeyeceği daha ilk davranışlarından bellidir. Atasözü : Ak göt kara göt hamamda belli olur: Anlamı : Aynı sınavdan geçecek olanlardan kimin iyi, kimin kötü durumda olduğu sınavın sonunda belli olur. Atasözü : A köse, sayilmadik kaç tel sakalin var? Anlamı : Önemsiz bir kisinin kendini ve yaptigi isi önemli ve zor gösterdigi durumlarda söylenir. Atasözü : Acikacak diye siçmaya korkar. Anlamı : Çok cimri insanlar için söylenir. Atasözü : Açgözlü daya (taya) çocugu. Anlamı : Kanmayan, doymayan çocuklar ve yetiskinler için söylenir. Daya (taya), sütnine, dadi. (Farsça daye'den) Atasözü : Ad Ali'nin göt Veli'nin. Anlamı : Bir isi yapan, bu is için ugrasan kisinin adi anilmaz da bu isten yararlanan kisinin adi anilirsa kullaniliyor. "Ad" zamanla "At" oluvermis. Bu sözü kimileri "kim kime dum duma" anlaminda kullaniyor. Atasözü : Adam bildim esegi, altina serdim dösegi. Anlamı : Saygi gösterip yardim edilen kisinin terbiyesiz ve densiz oldugunu ögrenildiginde söylenen bir söz. Atasözü : Adi ata bindi, ayagi yerde gezer. Anlamı : Bk: Sanki esege bindi, ayagi yere sürter. Atasözü : Adi(m) ulu, götü(m) kuru. Anlamı : Ünü çok fakat sanilanin aksi bir durumda olan insanlarin sözü. Atasözü : Adim adim yer edeyim, gör sana neler edeyim. Anlamı : Ne yapacagini sezdirmeden karsisindaki insani yerinden etme çabasina girisecek olanlarin tehdit sözü. Atasözü : Adimi güveç koy amma, ocak üstüne koyma. Anlamı : Zor isler yapan biri olarak taninmak isteyen fakat aslinda zor isler yapmak istemeyen kisilerin yandas arayis sözleri. Atasözü : Adimiz orospu, (fakat, hâlâ) ekmegimizi kuru yeriz. Anlamı : Yasamak, kazanmak için kötü isler yapan fakat elinde avucunda hiçbir seyi olmayan insanlarin kullandiklari söz. Atasözü : "Adin ne?" "Mülayim Aga." "Sert olsan ne halt edersin?" Anlamı : Diyalog degil, monolog. Sert davranmakla hiçbir sey elde edemeyeceginin bilincinde olmak. Atasözü : Aga diyeyim sana, yagin bulassin bana. Anlamı : Yardakçilik yapan, kayirilmak istenen insanlari anlatmak için kullanilir. Atasözü : Agzi açik ayran delisi. Anlamı : Aptal aptal bakarak ortalikta salak salak dolastigi düsünülen insanlara giyabinda söylenen söz. Atasözü : Agzimi yakti as olsa, basimi yardi tas olsa. Anlamı : Zarar veren ama onu da beceremeyen insanlar için sonradan söylenen söz. Atasözü : Agzinin domalmasindan Ömer diyecegi belli(ydi). Anlamı : Yapilan kötülük ardindan söylenen, aslinda her seyi bastan anlayanlarin söyledigi bir söz. Atasözü : Ah ahisi gitmis, of ofusu kalmis. Anlamı : Güzel günleri, güzellik dönemi geçmis, çirkin günler, çirkin dönemi baslamis insanlar için kullanilir. Atasözü : Ahmak islatan (yagmuru). Anlamı : Öyle bir yagmur ki yagan, semsiyesiz yürüsem bir sey olmaz dersin, ince ince islanirsin. Böyle havalarda yürüyenlere ithaf edilmis bir söz bu. Atasözü :Akim derken bokum der. Anlamı : Tutarsiz olan, çeliskili konusan, kendini övmeye çalisirken kötü yönlerini anlatan insanlar için kullanilir. Atasözü : Aklimi bokuma karistirdi. Anlamı : Kafasi karisan, dogruyla yanlisi ayirdemeyen, ne yapacagini bilemeyen insanlarin sözü. Atasözü : Aklim bokuma karisti. Anlamı : Korku, saskinlik ve panik duygularini ifade etmek için kullaniliyor. Asiri mutlulukta kendini kaydenler için de. Atasözü : Aklina turp sikayim. Anlamı : Bir kisiye yanildigini, budalaca düsündügünü söylemek için kullanilir. Atasözü : Aksayanla aksak, suya gidenle susak. Anlamı : Baskalari ne yaparsa onu yapan insanlara söylenen bir söz. Susak, bati yörelerinde su tasimak için kullanilan genis agizli testi. Atasözü : Aksam ahira, sabah çayira (nahira). Anlamı : Yiyip, içip yatmaktan baska hiçbir sey yapmayan insanlara. Nahir, kirlara otlatmaya gönderilen davar (koyun-kuzu-koç) sürüsü. Atasözü : Aksam Haci Mehmet, sabah eskici Yahudi. Anlamı : Bazen iyi ve dürüst görünen kurnaz, dalavereci, cimri kisiler için. Herhalde o zamanlar "Haci" kavraminin içi bosalmamisti ki olumlu gösterildi. Atasözü : Aksam kavurur, sabah savurur. Anlamı : Zar zor kazandigini günübirlik harcayan, gelecegi düsünmeden yasayan kisiler için. Atasözü : Aksam yezit diye öldürdüler, sabah sehit diye namazini kildilar. Anlamı : Önce acimasizca suçlayip öldüren sonra da üzülen griplar için söylenirmis. Zaman geçtikçe güncelligi artiyor. Atasözü : Al Allah kulunu, zapteyle delini. Anlamı : Kimsenin engelleyemedigi, sonunu düsünmeden korkusuzca bir ise atilan kisilerin ardindan söylenir. Atasözü : Al daglardan kengeri, ver devenin agzina. Anlamı : Bedavadan isini gördüren ve haksiz kazanç saglayanlar için. Atasözü : Al sana bir kaya, nerene (nereye) dayarsan daya. Anlamı : Bir sorunun nasil çözülecegini bilemeyen ya da sorunu baskasinin sirtina yükleyen bir insanin sözleri. Atasözü : Alacagin bir igne, çeligin okkasindan sana ne! Anlamı : Ugrasi alanini daha büyük konularla ilgilenerek abartan kimselere. Atasözü : Alacagina sahin, verecegine karga. Anlamı : Alirken bütün gücünü kullanan, verirken bin dereden su getiren insanlar için kullanilir. Atasözü : Alavere, dalavere, Kürt Mehmet nöbete. Anlamı : Bütün yükü dümen çevirerek bilgisiz ve kimsesiz kisilerin üstüne atmakla ilgili bir söz. Daha o zamandan, kim bilir ne zamandan. Atasözü : Alçacik alçacik damlar, bedava gitti bizim amlar. Anlamı : Ev kadininin gelin gittigi evde (bazen yillar sonra bile) emsal gelinlere kiyasla yoksul görünen evinin alçak tavanina bakip, iç geçirmesi. Atasözü : Aldi haberi, gitti kabari kabari. Anlamı : Sevindirici bir haber alip, gerektiginden fazla övünerek gidenlerin ardindan. Atasözü : Alin (derisi) degil, davul derisi. Anlamı : Arsiz ve utanmayan kisiler için söylenir. Atasözü : Alismis kudurmustan beterdir. Anlamı : Bir seye alisti mi ondan kurtulmak çok zordur anlaminda. Atasözü : Ali Faki'ya yazdirdik, daha beter azdirdik. Anlamı : Uzmani sanarak gittikleri birinin durumu daha da karistirmasi. Atasözü : Ali kiran bas kesen. Anlamı : Çevrede terör estiren, sorumsuzca her istedigini yapan tek kisi için söylenir. Atasözü : Almazsin, satmazsin, pazarda isin ne? Anlamı : Ilgi alanina girmeyen konu üstünde gereksizce duran kisilere söylenir. Atasözü : Alti aylik seyisligi var, kirk yillik at boku (fiski) eşeler (karistirir). Anlamı : Deneyimsiz fakat çok bilmis gibi davranan, beceriksizlik yapan, ortaligi karistiran kisilere... Atasözü : Altta kalanin cani çiksin. Anlamı : Herkesin basinin çaresine bakmasini, güçsüz duruma düsmemesi gerektigini söylüyor... Atasözü : Am budalasi. Anlamı : Kadinlarin etkisinde, akli fikri kadinlarda ve cinsellikte olan kisi. Atasözü : Am bulmus, killisini ariyor. Anlamı : Amacina erismis, bir seyleri elde etmis daha da iyisini istiyor, elindekini begenmiyor anlaminda kullanilir. Atasözü : Amasyanan bardagi, biri olmazsa bir daha. Anlamı : Begenmedigini atip, bir baskasini alanlarin sözü. Atasözü : Amı olanin imanı olmaz. Anlamı : Kadinlar için söylenen bu sözü sanirim erkekler çikardi, nedendir ben bu sözü yasli bir teyzeden duydum. Atasözü : Anadan siska, ne yapsin muska. Anlamı : Kökü çürük, tedavisi olanaksiz kisiler için söylenir. Atasözü : Anan turp, baban salgam. Anlamı : Görgü, bilgi sahibi olmayan insanlarin yetistirdigi çocuklar için kullanilir. Atasözü : Anasi sarmisak, babasi sogan. Anlamı : Görgü, bilgi sahibi olmayan insanlarin yetistirdigi çocuklar için kullanilir. Bk: Anan turp, baban salgam. Atasözü : Anasini bellemek. Anlamı : Birine (özellikle erkekler için) en duyarli konuyu örnek göstererek büyük bir kötüllük yaptigini söylemek. Atasözü : Anasini satayim. Anlamı : Bir durumu önemsememek. Ne olursa olsun, varim anlaminda. Atasözü : Anasini sattigim. Anlamı : Birine bela okumak. Lanetlemek. Atasözü : Anasini sattim. Anlamı : Bu isi yoluna koydum, basariyla sonuçlandirdim, siyirdim, kivirdim. Atasözü : Anasinin -körpe- kuzusu. Anlamı : Nazli, zor islere, sikintiya gelemeyen gençlere söylenir. Atasözü : Anasinin gözü. Anlamı : Çikarci, hileci, dalavereci, kurnaz kisiler için. Atasözü : Anasinin nikâhi. Anlamı : Uzak bir yer. Atasözü : Anasinin nikâhini istemek. Anlamı : Sattigi malin karsiliginda çok fazla bedel istemek. Atasözü : Anladimsa Arap olayim. Anlamı : Konuyu anlamayan insanlar, Arap olmak belirgin bir ayriksilik yarattigi için olsa gerek, bu sözü kullanirlar/di. Atasözü : Anlasildi Vehpi'nin kerrakesi. Anlamı : Bu masum deyim, isin iç yüzünün anlasildigi, amacin belli oldugu zamanlarda kullaniliyor. Kerrake, ses olarak kötü bir seyi çagristirir gibi görünse de, aslinda bilim adamlarinin bir zamanlar giydigi ince kumastan yapilmis üstlüge verilen ad. Atasözü : Ar namus tertemiz. Anlamı : Namus ve utanma duygularindan tamamen siyrilmis. Atasözü : Arabanin tekerine çomak sokmak. Anlamı : Yolunda giden bir isi engellemek. Bk: Tekere çomak sokmak. Atasözü : Aralari sekerrenk (oldu) aldi. Anlamı : Dostluklari bozuldu. Sekerrenk Farsça'dan gelen, sariya çalan renk anlaminda bir kelime. Atasözü : Arı satmis (yemis), namusu kiraya (tellala) vermis (arkasina atmis). Anlamı : Namus duygusundan uzaklasmis, utanmaz, kötü yola sapma noktasina gelmis kisiler için kullanilir. Atasözü : Arik altindan tarla bagislamak. Anlamı : Çikar yolu göstermek, bu sözü vermek. Atasözü : Arka kapidan çikmak. Anlamı : Bir sey ögrenmeden okul ya da isten ayrilmak, mezun olmak. Atasözü : Arkadas degil, arka tasi. Anlamı : Aslinda zarar veren, sikinti yaratan sözde arkadaslar için kullaniliyor. Atasözü : Arkasi mihrapta. Anlamı : Güçlü ve saglam kisi/lere yaslanmis. Atasözü : Arkasi yufka. Anlamı : Yaslandigi, dayandigi, güvendigi kisiler güçlü ve saglam degil. Atasözü : Arpali bugdayli oturmak. Anlamı : Bir toplantida kadinli erkekli karisik oturmak. Atasözü : Arpalik yapmak. Anlamı : Çikar kaynagi olarak belledigi bir yeri ve kimseyi sürekli olarak sömürmek. Arpalik, bilindigi gibi eskiden kimi din büyüklerine aylik olarak verilen para. Atasözü : Arpaya katsan at yemez, kepege (yal'a) katsan it yemez. Anlamı : Bir kisinin o anda sözü geçen is için uygun olmadigini belirtir. Ise yaramaz adam. Efendim, köylerde evcil köpeklere et degil, suyla karistirilmis kepek verilir. Kimi bölgelerde bunun adi yal'dir. Atasözü : Arsini ile alir, sindisi ile keser. Anlamı : Bu söz, isine gelen konuyu ya da bir seyi istedigi gibi kullanan, yürüten kisilere yakistirilir. Arsin, bilindigi gibi eski bir uzunluk ölçüsü. Sindi, isim; "makas"in Osmanlica'daki karsiligi. Atasözü : Art ayagiyla kulagini kasir. Anlamı : Densizce dayranislarda bulunan, asagilik kisilere söylenir. Atasözü : Asim asim olmak. Anlamı : Birinden sürekli bir sey istemek, asilmak. Atasözü : Aslan sütü. Anlamı : Argo degil. Saka yollu raki. Atasözü : As deliye kaldi. Anlamı : Durumdan yararlanacak digerlerinin ortadan kalkmalariyla firsatin bir kisiye kalmasi. Atasözü : Aska gelmek. Anlamı : Heyecana kapilmak, cosku içinde olmak. Atasözü : At anasi. Anlamı : Iri yari, erkeksi kadinlara bir yakistirma. Bk: Dev anasi. Atasözü : At çalindiktan sonra, ahirin kapisini kapamak. Anlamı : Is isten geçtikten sonra önlem almak. Bk: Halayik sikildikten sonra kapiyi kapar. Atasözü : At elin, it elin, bize ne! Anlamı : Orali olmayan, baskasinin isine karismayanlarin kullandigi bir söz. Atasözü : At görür aksar, su görür susar. Anlamı : Gördügü her seye özenen, gerekmese de sahip olmak isteyen kisilere söylenir. Atasözü : Ata et, ite ot vermek. Anlamı : Bir kisiye isine yaramayan bir seyi ya da yetkin olmadigi bir görevi vermek. Bk: Itin önüne ot, atin önüne et koymak. Atasözü : Ata nal çakildigini görmüs, kurbaga ayaklarini uzatmis. Anlamı : Hakeden bir kimsenin karsisinda bunu haketmemis bir kisinin gocunmasi, istekte bulunmasi. Kisinin kendini bilmemesi. Atasözü : Atam bilir atasini, ben bilirim ötesini. Anlamı : Karsidakilerin nereden nereye geldiklerini, soyunu, sopunu, ne mal olduklarini bildigini iddia eden kinayeli söz. Atasözü : Ates almaya mi geldin? Anlamı : Birinin gelip hemen gitmesine söylenir. Atasözü : Ates bacayi sardi. Anlamı : Durum tehlikeye girdi, olan oldu. Atasözü : Ates olsa cirmi kadar yer yakar. Anlamı : Meydan okuma sözü. Çok güçlü olsa ne kadar zarar verebilir ki? Her seyi göze almak. Cirmi, Arapça hacim, büyüklük, oylum. Atasözü : Atese vursan duman vermez. Anlamı : Eli siki, çok cimri kisilere söylenir. Atasözü : Ayrani yok içmeye tahtirevanla (atla) gider siçmaya. Anlamı : Durumuna, yoksulluguna bakmadan gösteris yapmaya, varsillar gibi davranmaya çalisan insanlar için söylenen bir söz. Atasözü : Az koy da, sen koy. Anlamı : (Ok: Az ko da, sen ko.) Çok kandirilan, dostlarindan kazik yiyen bir insanin yakinisi. Bazen de, önerinin yani sira yardim da isteyen bir insanin kullandigi söz. Atasözü : Alışmadık Götte tuman (Don) Durmaz. Anlamı : Bir insan bir şeyi içine sindiremezse o işte başarılı olamaz. Atasözü : Şanssız Deveyi Çölde Kutup Ayısı Sikermiş. Anlamı : Çok şanssız olmak. Atasözü : Eşşeği Siken, Ossuruğuna Katlanır.. Anlamı : Hamama giren terler. Atasözü : İmam Ossurursa, Cemaat (çatır-çatır) Sıçar. Anlamı : İnsanlar, liderlerinin yaptığını yapar. Atasözü : Zaman Kötü, Kolla Götü. Anlamı : Kendine dikkat et. Atasözü : İşini Bilmedik Çavuşlar, Döner Götünü Avuçlar. Anlamı : Başarısız olmak. Atasözü : Ölüyü Çok Yıkarsan, Ya Ossurur Ya Sıçar. Anlamı : Çok özenilen işler sonuca varmaz. Kız Kaçırma Kuralları MALZEMELER: 1 Adet Kız: Efenim elbetki operasyonun adından da anlaşılacağı gibi, bu faaliyet için, daha önceden ikna edilmiş ve kaçmaya meyilli bir bayan (Kız-Dişi) bulunur.Bayanın yaşı 18 üzerinde olursa size herhangi bir kanuni zorlukta yaşatmayacaktır ve Kız Kaçırma Operasyonunuza herhangi bir gölge düşmeyecektir.Hafif kilolu kızların kaçırılması daha kolay olduğundan seçim esnasında buna dikkat edilmesi sizin işinize yarayacaktır. 1 Adet Ev: Kaçırılan kızın dışarda kalıpta ziyan olmaması için iyi muhafaza edilmesi gerekmektedir.Bunun için ufak ve şirin bir evin operasyondan önce hazırlanması gerekir.Size tavsiyemiz arkadaş çevrenizden birilerinin evini seçmenizdir. "Arkadaş arkadaşın pezevengidir" diye bir rivayet dolaşmaktadır halkımız arasında, bu doğrudur..Muhakkak her erkeğin çevresinde pezevenk görünümlü veya ruhunun derinliklerinde pezevenklik yatan bir arkadaşı vardır. 1 Adet Çuval: Yuh artık demenin bir manası yok..Her operasyonun bir tescili flaması veya bayrağı olduğu gibi kız kaçırmanında bir adabı, bir raconu vardır ki bu işinde amblemi çuvaldır.Yanlız bir kaç arkadaşımız bana maillerinde söylemişler "Kız çuvala sığmıyor" diye.. Efenim seçilen çuvalın boş çuval olmasına özen gösterin... İçi un dolu bir çuvala elbetki sokamazsınız kızcağızı.Oldu olcak sokmadan önce yumurtaya bandırında pişi yaparsınız.. 1 Adet Sopa: Operasyonda en çok yanlış kulllanım bu malzemede olmaktadır...Efenim üzerine basa basa söylüyorum, sopayı kızın kafasında kırmak için yanımıza almıyoruz.Sopayı almamızdaki amaç şudur..Kızı kaçırdınız, ki kız gece kaçırılır bildiğiniz üzere..Kızı çuvala koydunuz..Sırtınıza attınız gidiyorsunuz..İşte sopa burda devreye giriyor.Gece karanlığında önünüzü yoklamanızı sağlıyor..Önünüzü yoklamanızı derken yoldan bahsediyorum..Türkçemiz biliyorsunuz ki yerçekimine karşı son derece hassastır..Hemen belden aşağıya çekilebilir. Burda yoklanan yer önünüzdür...Yani yoldur. 1 Adet EtilAlkol: Şu unutulmamalıdır ki, bu operasyonun en önemli özelliklerinden biride başlandığında yarım bırakılmamasıdır. Kız Kaçırmak için besmele çekilip yola çıkıldığında bu işin geri dönüşü olmaz. Bu malzeme bu yüzden operasyonun sürekliliği açısından çok önemlidir. Bazı kızlar, operasyonunun verdiği aşırı heyecana dayanamayıp son anda kıvırabilirler ki bu oldukça sık rastlanan bir olaydır. Bu durumda "Kız kaçırmaya gitti, kızı elinden kaçırdı" gibisinden bir daşak muhabbetine konu olmamak için tedbirli olmak lazım..Eğer ki olay esnasında yanınızda Etil alkol yoksa malzemelerimiz içinden sopayı seçerek işlemi tamamlayınız...Kesinlikle belden aşağı vurmayınız, çünkü gecenin ilerleyen saatlerinde üzerinde en çok durulacak bölgeyi ziyan zebil etmiş olursunuz.Bazıları olayın stresine dayanamayıp, kızcağıza tekme tokat dalarlar ki bu pek hoş bir davranış değildir..Elimizdeki kısıtlı malzemeyi piç etmekten başka bir işe yaramaz. Malzemelerimiz hazır.Şimdi operasyonu nasıl gerçekleştireceğiz onu anlatalım: Efenim önceden ikna edilmiş ve hali hazırda beklemekte olan kız arkadaşımızın evinin ve çevre mahallelinin, olaydan bir hafta önce takibe alınması gerekmektedir.Karşı komşunun, yan komşunun gözlemi yapılır.Kaçta yatıyor, gece kaç kere çişe kalkıyor, haftada kaç kez sevişiliyor, sevişme esnasında en çok hangi pozisyon kullanılıyor, bir gecede en fazla kaç kez patlatılıyor...Elbetki gece gözlemlenen evden bu sorulara yanıt bulabileceğiniz sahnelerle karşılaşabilirsiniz. Tüm bu ön hazırlık için gerekli fizibilite yapıldıktan sonra elde edilen verilerle olayın en uygun tarihini belirleriz.Şunu da söyleyeyim ki, kızın evinin altına filan tünel kazıp da olayın bokunu çıkarmanın bir manası yoktur.Sakin olalım.. Telaş yapacak bir şey yok. Elimizdeki malzemeleri yanımıza alarak kızın bulunduğu evin önüne gidilir. Gece dolaşan bekçinin saat kaç gibi geçtiği daha önceden tespit edildiğinden bu konuda zorluk çıkmayacaktır.Mahallenin tamamen sakin olduğuna kanaat getirdikten sonra, kızın evinin önüne gelip, "Karaçırık Kuşu" gibi ötmeye başlayınız...Karaçırık kuşu nasıl mı öter?...Bende tam bilmiyorum ama sesinin kötü olmadığını duydum.Siz ötmeye başladığınızda zaten kaçırılacak kızda eşek değil ya anlar herhalde..Yanlız bazen bazı arkadaşlar olaya kendilerini kaptırıp sokak arasında şahin dalışına filan geçiyorlar bu saçmadır. Kuş takliti yapın diyoruz adam kendine "Karaçırık" kuşunu yakıştırmıyor..Kerkenez gibi ordan oraya gidip geliyor.Neyse efendim siz en iyisimi yanınıza ya iyi kuş taklidi yapan bir arkadaşınızı ya da garanti olsun istiyorsanız bir kuş alınız..Gece yarısı o kuşu nasıl öttürmeyi başarırsınız bilemem tabi ama...Genede seçim sizin. Kuşu öttürdük...Kız olayı çaktı. Elinde bohçasıyla kapının önüne tünedi..Burada yapılması gereken ilk iş, kızın bohçasını alıp, incelemektir.Çünkü bir kız en iyi şekilde bu operasyonda kendini belli eder...Eğer bohçada kalın bilezikler, beşibiryerdeler varsa bilin ki harbi balçıksınız...Yok eğer kızın bohçasından eski püskü eşyalar çıkarsa, hemen kuş taklidine devam ederek oradan uçunuz...Bohçadan rujlar, sütjenler, jartiyerler çıkarsa, kızı alıp beyoğlunun göbeğinde kelepir fiyatına elden çıkartınız. Biz burda tüm noktaları iyimser gözle kabul ediyoruz...Kızımız hazır.Daha önceden hali hazırda bekleyen çuvalımızın içine (Boş çuval olacaktı) kızı katlayarak sokuşturuyoruz.. Çuvalın delik olmadığına ve yolda giderken kızı düşürüp sakat bırakmayacağınıza emin olunca sopamızında yardımıyla olay mahallinden tüm hızımızla uzaklaşıyoruz. Bu esnada hala kuş taklidi yapmanın bir anlamı yoktur..Eğer taklit yeteneğinize inanıyorsanız, anadol taklidi yaparak gitmeniz size artı avantaj getirecektir. Pezevenk arkadaşımızın evine geldiğinizde, çuvalın ağzını hemen açmayı ve içindeki kızı çıkarmayı lütfen unutmayınız. Bazı arkadaşlar olay tamamlandıktan ve eve ulaştıktan sonra hemen heyecana kapılır ve "Nasıl Kaçırdım" sendromuna girerse kızcağız ölür.Tüm emekte boşa gider.Çuvalın ağzı açıldıktan ve kız dışarı çıkarıldıktan sonra, artık olaya son noktayı koymaya gelmiştir.Her işin bir raconu vardır dediydik ya, hah işte bu olayında en büyük raconu şudur...Evin sağında solunda sizi gözetleyenlerin olmadığından emin olduktan sonra, kızımızı bir yatağa boylu boyunca uzatırız.Kaçırılan kız, ertesi güne hala kız olarak bırakılmamalıdır.Bunun için kızımızı güzelce soyduktan sonra elimizden geldiğince iyi işçilik çıkartarak son noktayı koymalıyız.Malzeme kullanımındaki hatalardan biri bu mertebede yapılmaktadır. Bu aşamada kesinlikle sopa kullanılmamalıdır. Böylelikle kız kaçırma operasyonumuz bitmiştir..Umarım sizlere bu konuda yardımcı olacak bilgiler sunmuşumdur. Konuyu anlamayan arkadaşlara gönül isterdiki tatbikatını uygulayalım ama malesef elimizde yeterli deney aleti bulunmamaktadır. Artık anladığınız kadarıyla, elinizden geleni yapınız.. Başarılar...Ünlülerden anılar Kandemir Konuk'un kitabından alınıp kendi ağzıyla anlattığı anılar!! AYDEMİR AKBAŞ " Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosunda Haldun Taner'in "Zilli Zarife" adlı oyununu oynuyorduk. Ben rol gereği salonun arkasından gelip sahneye çıkıyordum... Bir gece Bakırköy Akıl Hastanesi hastalarına oynarken yine arka kapıdan salona girdim. İçerisi tıklım tıklım akıl hastalarıyla doluydu. Sıram gelince yine her zamanki gibi salondan sahneye çıkmak için yürüdüm. Yürüdüm diyorum ama, yürüyemedim. Yolun kenarındaki koltukta oturan bir hasta ceketime yapışmış bırakmıyordu. Asıldım, zorlandım, imkansız... Bir türlü kurtaramıyorum. Sonunda eğildim: - Bırak beni, bırak sahneye çıkıcam, dedim. Akıl hastası büsbütün belime sarılıp bağırdı: - Olmaaaz... Buradan seyret! Hemşire Hanım tembih etti, sahneye çıkmak yook!.. O beni deli sanmış bırakmıyor ben de deli gibi kendi kendime gülüyordum.. " HALİT AKÇATEPE " Tiyatrocu arkadaşlarla Ankara Gençlik Parkındaki bir çay bahçesinde oturuyorduk. Bir yere telefon etmem gerektiği için ikide bir kalkıp karşıdaki genel telefona gidiyor fakat, telefondan ses gelmediği için tekrar gelip yerime oturuyordum... Gide gele iyice yorulmuş ve sinirlenmiştim... Sonunda garsona seslendim: - Kardeşim bir de sen baksana, şu telefondan bir ses geliyor mu ? - Peki Halit Ağabey, gidip bakayım. Garson koştu telefonun yanına gitti, ahizeyi kaldırmadan, evet, hiç elini bile sürmeden telefona kulağını dayadı dinledi, dinledi, sonra oradan bana bağırdı: - Yoo, hiç ses gelmiyor ! " MUSTAFA ALABORA " Müjdat ( Gezen ) ve ben eşlerimizden ayrılmıştık. Müjdat yalnız yaşıyordu. Ben de bir müddet onun evinde kaldım. İşte bu dönemde bir akşam ben mutfakta çoban salatası yaparken telefon çaldı. Müjdat açtı, kısa bir konuşma yapıp kapattı ve yanıma geldi. - Mustafa, salataya sakın soğan koyma!.. - Niye?.. - Şimdi tanımadığım bir kadın telefon etti, yanında bir kadın daha varmış, bize oturmaya gelmek istiyorlarmış... İkimiz de bekardık ve iki tane tanımadığımız kadın kendilerinden coşmuş, gelmek istiyorlardı... Eee, Müjdat haklıydı tabi, salataya soğan koymamak gerekirdi... Neyse, kısa bir süre geçti. Ben diğer yemeklerle ilgileniyorum. Birden kapı çaldı. Ben mutfakta olduğum için Müjdat kapıya gitti... Ve kapıyı açar açmaz, bana ordan seslendi: - Mustafaa... - Efendim?.. - Salataya soğan koyabilirsin!.. Haklıydı Müjdat, çünkü gelen kadınlar çok çirkindi!... " SADRİ ALIŞIK " Çok eski seneler, fazla çalışılan, peşpeşe film çevrilen günler... Birisi hayli zamandır beni arayıp, mutlaka bir randevu istiyormuş... Ne konuda görüşeceğini de söylemiyormuş. Bayağı merak ettim. Sonunda buluştuk... Orta yaşın üstünde efendiden bir adam. Çay kahve içildi hemen konuya geçildi: - Sadri Bey, dedi adam, beni sizi çok severim. - Sağ olun, teşekkür ederim. - Siz hayatı bilen olgun bir sanatçısınız. - Eksik olmayın efendim. - Sizin yardımsever bir insan olduğunuzu da duydum noolr bana yardım edin. - Nasıl bir yardım istiyorsunuz? Adam şöyle derin bir soluk alıp anlatmaya başladı : - Sadri Bey, benim bir oğlum var, 17-18 yaşlarında... Bu çocuğu ancak siz kurtarırsınız. Ben tabii afallayıp sordum: - Nerden kurtarıcam nasıl kurtarıcam oğlunuzu ? Adam yine bir soluk alıp devam etti: - Sadri Bey, bu benim oğlan ilkokulu zar zor bitirdi. Ortaokuldan belge aldı. Ben de bunu meslek öğrensin diye kunduracının yanına verdim. Bir ay sonra kavga edip ordan ayrıldı. Sonra ben bunu elektrikçinin yanına verdim, orda da durmadı. Kahvede çalıştı, derken içkiye sigaraya başladı. Kahveciyi dövüp işten ayrıldı. Kısacası bir baltaya sap olamadı. Bari artist olsun diye size geldim Sadri Bey... " ŞEVKET ALTUĞ (1) " Yıllar önce bir Karadeniz kasabasında turnedeydik. Oyunun ertesi günü otelden çıkıp biraz hava almak istedim. Eşim Jale de 'Gelirken bana bir naneli ciklet al' dedi... Bakkala girdim. - Bir naneli ciklet istiyorum, dedim. Bakkal, şekerli-çikolatalı acaip bir şeker verdi. - Naneli yok mu diye sordum. Bakkal şöyle dik dik yüzüme baktı. Sonra da ağır ağır konuştu: - Ha buni naneli niyetine çiğne daa! Ben de Karadenizli olduğum için kızamadım tabii. Otele kadar kendi kendime güldüm..." (2) " 60'lı yıllarda tiyatro ile Anadolu'da geziyoruz. Bir gün bir otele gittik. Ben, gösterilen odaya çıktım. Yastığa baktım, yatılacak gibi değil. Daha önce bir başkasının yattığı belliydi. Yastıkta, çarşafta saçlar kıllar vardı. Sinirlendim, hemen aşağıya indim. - Lütfen o yatağın yastığını, çarşafını değiştirin, çünkü benden önce başkası yatmış, dedim. Otelci şöyle yanıtladı beni: - Yahu kardeşim, senden önce yatan da Müslüman, ne olacak yani!... " CÜNEYT ARKIN " Filmlerdeki tehlikeli sahneleri, özellikle tarihi filmlerdeki sahneleri, bir Kazak sirkinde çalışırken öğrendim. Bu yüzden, filmlerimde düblor kullanmadım. Fakat atlı sahnelerde ordan burdan bulduğumuz araba atlarıyla çekimlerde bir hayli kaza atlattığım için, artık yarıştırılmayan bir İngiliz yarış atı satın aldım. Polenez köy'de rahmetli Süreyya Duru ile Malkoçoğlu'nu çekiyoruz. Atın bir huyu vardı, ne kadar eğitilse de boş kaldığı anda ahıra doğru koşuyordu. Süreyya Beye rica ettim ahırın aksi yönüne doğru koşturayım diye, ama görüntünün önemini kastederek ahır istikametine koşmamı istedi. Çekim başladı benim at deliler gibi koşuyor. Dizginlere asılmama rağmen fırtına gibi gidiyor. Kamera açısından çıktığımız halde ben atı durduramıyorum. 120 ile giden bir araba gibi gidiyoruz. Çekim durdu ama, bizim durmamız mümkün değil. Derken tam kavşağı dönüyorduk, baktım karşı istikametten bir araba hızla üzerimize geliyor. Araba da çok süratli biz de. Bir an şöför mahalinde oturan yaşlı adamın dehşetle açılmış gözlerini gördüm. Vee. biz o sıçrayışla arabanın üzerinden aştık. Araba bizim altımızdan geçti. Altımdaki yarış atı olduğu için kolaylıkla engel aşan bir at. Tam anlamıyla filmlerdeki gibi bir sahne! At hızını kesemeden doğru ahıra gitti. Ve telaşla aynı yere geri dönüyoruz. Ben merak içindeyim acaba bir kaza oldu mu diye, ne oldu diye. Olay yerine geldik, baktım araba durmuş içinden yaşlıca bir bey ve hanımı inmişler yol kenarında oturuyorlar. Adam bembeyaz olmuş tirtir titriyor. Ve söyleniyor : - Bundan sonra bir daha içki içmiycem! Artık hayal görmeye başladım! "Ünlülerden anılar Kandemir Konuk'un kitabından alınıp kendi ağzıyla anlattığı anılar!! AYDEMİR AKBAŞ " Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosunda Haldun Taner'in "Zilli Zarife" adlı oyununu oynuyorduk. Ben rol gereği salonun arkasından gelip sahneye çıkıyordum... Bir gece Bakırköy Akıl Hastanesi hastalarına oynarken yine arka kapıdan salona girdim. İçerisi tıklım tıklım akıl hastalarıyla doluydu. Sıram gelince yine her zamanki gibi salondan sahneye çıkmak için yürüdüm. Yürüdüm diyorum ama, yürüyemedim. Yolun kenarındaki koltukta oturan bir hasta ceketime yapışmış bırakmıyordu. Asıldım, zorlandım, imkansız... Bir türlü kurtaramıyorum. Sonunda eğildim: - Bırak beni, bırak sahneye çıkıcam, dedim. Akıl hastası büsbütün belime sarılıp bağırdı: - Olmaaaz... Buradan seyret! Hemşire Hanım tembih etti, sahneye çıkmak yook!.. O beni deli sanmış bırakmıyor ben de deli gibi kendi kendime gülüyordum.. " HALİT AKÇATEPE " Tiyatrocu arkadaşlarla Ankara Gençlik Parkındaki bir çay bahçesinde oturuyorduk. Bir yere telefon etmem gerektiği için ikide bir kalkıp karşıdaki genel telefona gidiyor fakat, telefondan ses gelmediği için tekrar gelip yerime oturuyordum... Gide gele iyice yorulmuş ve sinirlenmiştim... Sonunda garsona seslendim: - Kardeşim bir de sen baksana, şu telefondan bir ses geliyor mu ? - Peki Halit Ağabey, gidip bakayım. Garson koştu telefonun yanına gitti, ahizeyi kaldırmadan, evet, hiç elini bile sürmeden telefona kulağını dayadı dinledi, dinledi, sonra oradan bana bağırdı: - Yoo, hiç ses gelmiyor ! " MUSTAFA ALABORA " Müjdat ( Gezen ) ve ben eşlerimizden ayrılmıştık. Müjdat yalnız yaşıyordu. Ben de bir müddet onun evinde kaldım. İşte bu dönemde bir akşam ben mutfakta çoban salatası yaparken telefon çaldı. Müjdat açtı, kısa bir konuşma yapıp kapattı ve yanıma geldi. - Mustafa, salataya sakın soğan koyma!.. - Niye?.. - Şimdi tanımadığım bir kadın telefon etti, yanında bir kadın daha varmış, bize oturmaya gelmek istiyorlarmış... İkimiz de bekardık ve iki tane tanımadığımız kadın kendilerinden coşmuş, gelmek istiyorlardı... Eee, Müjdat haklıydı tabi, salataya soğan koymamak gerekirdi... Neyse, kısa bir süre geçti. Ben diğer yemeklerle ilgileniyorum. Birden kapı çaldı. Ben mutfakta olduğum için Müjdat kapıya gitti... Ve kapıyı açar açmaz, bana ordan seslendi: - Mustafaa... - Efendim?.. - Salataya soğan koyabilirsin!.. Haklıydı Müjdat, çünkü gelen kadınlar çok çirkindi!... " SADRİ ALIŞIK " Çok eski seneler, fazla çalışılan, peşpeşe film çevrilen günler... Birisi hayli zamandır beni arayıp, mutlaka bir randevu istiyormuş... Ne konuda görüşeceğini de söylemiyormuş. Bayağı merak ettim. Sonunda buluştuk... Orta yaşın üstünde efendiden bir adam. Çay kahve içildi hemen konuya geçildi: - Sadri Bey, dedi adam, beni sizi çok severim. - Sağ olun, teşekkür ederim. - Siz hayatı bilen olgun bir sanatçısınız. - Eksik olmayın efendim. - Sizin yardımsever bir insan olduğunuzu da duydum noolr bana yardım edin. - Nasıl bir yardım istiyorsunuz? Adam şöyle derin bir soluk alıp anlatmaya başladı : - Sadri Bey, benim bir oğlum var, 17-18 yaşlarında... Bu çocuğu ancak siz kurtarırsınız. Ben tabii afallayıp sordum: - Nerden kurtarıcam nasıl kurtarıcam oğlunuzu ? Adam yine bir soluk alıp devam etti: - Sadri Bey, bu benim oğlan ilkokulu zar zor bitirdi. Ortaokuldan belge aldı. Ben de bunu meslek öğrensin diye kunduracının yanına verdim. Bir ay sonra kavga edip ordan ayrıldı. Sonra ben bunu elektrikçinin yanına verdim, orda da durmadı. Kahvede çalıştı, derken içkiye sigaraya başladı. Kahveciyi dövüp işten ayrıldı. Kısacası bir baltaya sap olamadı. Bari artist olsun diye size geldim Sadri Bey... " ŞEVKET ALTUĞ (1) " Yıllar önce bir Karadeniz kasabasında turnedeydik. Oyunun ertesi günü otelden çıkıp biraz hava almak istedim. Eşim Jale de 'Gelirken bana bir naneli ciklet al' dedi... Bakkala girdim. - Bir naneli ciklet istiyorum, dedim. Bakkal, şekerli-çikolatalı acaip bir şeker verdi. - Naneli yok mu diye sordum. Bakkal şöyle dik dik yüzüme baktı. Sonra da ağır ağır konuştu: - Ha buni naneli niyetine çiğne daa! Ben de Karadenizli olduğum için kızamadım tabii. Otele kadar kendi kendime güldüm..." (2) " 60'lı yıllarda tiyatro ile Anadolu'da geziyoruz. Bir gün bir otele gittik. Ben, gösterilen odaya çıktım. Yastığa baktım, yatılacak gibi değil. Daha önce bir başkasının yattığı belliydi. Yastıkta, çarşafta saçlar kıllar vardı. Sinirlendim, hemen aşağıya indim. - Lütfen o yatağın yastığını, çarşafını değiştirin, çünkü benden önce başkası yatmış, dedim. Otelci şöyle yanıtladı beni: - Yahu kardeşim, senden önce yatan da Müslüman, ne olacak yani!... " CÜNEYT ARKIN " Filmlerdeki tehlikeli sahneleri, özellikle tarihi filmlerdeki sahneleri, bir Kazak sirkinde çalışırken öğrendim. Bu yüzden, filmlerimde düblor kullanmadım. Fakat atlı sahnelerde ordan burdan bulduğumuz araba atlarıyla çekimlerde bir hayli kaza atlattığım için, artık yarıştırılmayan bir İngiliz yarış atı satın aldım. Polenez köy'de rahmetli Süreyya Duru ile Malkoçoğlu'nu çekiyoruz. Atın bir huyu vardı, ne kadar eğitilse de boş kaldığı anda ahıra doğru koşuyordu. Süreyya Beye rica ettim ahırın aksi yönüne doğru koşturayım diye, ama görüntünün önemini kastederek ahır istikametine koşmamı istedi. Çekim başladı benim at deliler gibi koşuyor. Dizginlere asılmama rağmen fırtına gibi gidiyor. Kamera açısından çıktığımız halde ben atı durduramıyorum. 120 ile giden bir araba gibi gidiyoruz. Çekim durdu ama, bizim durmamız mümkün değil. Derken tam kavşağı dönüyorduk, baktım karşı istikametten bir araba hızla üzerimize geliyor. Araba da çok süratli biz de. Bir an şöför mahalinde oturan yaşlı adamın dehşetle açılmış gözlerini gördüm. Vee. biz o sıçrayışla arabanın üzerinden aştık. Araba bizim altımızdan geçti. Altımdaki yarış atı olduğu için kolaylıkla engel aşan bir at. Tam anlamıyla filmlerdeki gibi bir sahne! At hızını kesemeden doğru ahıra gitti. Ve telaşla aynı yere geri dönüyoruz. Ben merak içindeyim acaba bir kaza oldu mu diye, ne oldu diye. Olay yerine geldik, baktım araba durmuş içinden yaşlıca bir bey ve hanımı inmişler yol kenar&#
 
  bugün 1 ziyaretçikişi burdaydı! @2006-2008 by sadık